Beyin yıkayıp itperestlik aşılayan filmler 1: Sadık Dostum - A Dog's Way Home (2019)

Beyin yıkayıp itperestlik aşılayan filmler 1: Sadık Dostum

Geçen yıl, zamanım olsa beyin yıkayıp itperestlik aşılayan filmlerden örnekler yazmayı istediğimi söylemiştim. Baktım olacak gibi değil, gün gün azar azar not alıp filmden de ilgili sahneleri keserek kısa bir yazı hazırladım.

Peki filmlerle insanlar beyinleri yıkanıp bazı merkezlerce tasarlanan bir takım düşünce ve davranış akımlarına yönlendirilebilirler mi? İşte ilk filmimiz W. Bruce Cameron'un romanından aynı adla sinemaya aktarılan 2019 yılı yapımı "A Dog's Way Home". Filmin adını Türkçeye (dikkat!) "Sadık Dostum" diye çevirmişler.

Bundan daha önce çok defa bahsettim ve yazdığım bazı yazılarda da kısmen ele aldım. Tek işlevleri olmasa da, filmler aynı zamanda insanları ve toplumları yönlendirip, şekillendirip, programlamak üzere kullanılan teknik ve araçların en önde gelenlerindendir. Filmlerle, uygulayacakları şeytani projelerin yol haritasını, aşamalarını, tekniklerini de gösteriyorar. Fakat bunu biz anlayalım diye değil, kendi aralarında bir haberleşme yöntemi olarak yapıyorlar. Bununla ilgili biraz daha ayrıntı öğrenmek için Yeni normal normal değil başlıklı yazımı okuyabilir, Twitter'da yazdıklarımı inceleyebilirsiniz.

Filmin ana fikri nedir diye sorarsanız özetle şunu söyleyebilirim: Köpekler sevgi dolu kutsal varlıklardır. Hayat köpekler etrafında döner. İnsanlar işlerini güçlerini bir kenara bırakıp köpeklerin huzuru ve rahatı için hayatlarını onlara hizmete adayabilirler.

Gel gör ki bu programlamaya ve propaganda tekniğine maruz kalıp etkilenerek itperestlik dairesine çekilen insanlar bilinçsizce iyilik, sevgi, şefkat, merhamet dolu bir iş yaptıklarını düşünürler. Fakat aslında şeytani bir insan düşmanlığı tarafına geçmiş ve insan düşmanları ordusunun bir neferi olmuşlardır. Hatta bunda o kadar ileri giderler ki, insan ve çocuk düşmanlıklarını üstüne basa basa dile getirmekte bir sakınca görmezler.

Aşağıdaki sahneleri filmin ilk 25-30 dakikasından kestim. Tamamını izleyip dikkatle incelerseniz, filmde sinsice eşcinselliğin de normalleştirildiğini, onların hayvanları seven iyi insanlar olarak gösterildiğini göreceksiniz. Bunun karı ve kocayı birbirinden ayırmak, erkeği ve kadını birbirine düşman etmek, insanları birbirinden ayırmak, ahlaksızlık yayarak toplumları yozlaştırmak ve böylece başlarına belalar getirmek, insan nüfusunu kontrol etmek üzere tasarlanıp uygulanan şeytani bir savaş taktiği olduğunu da belirtmek isterim.

Buna ilaveten köpek dilendirmenin de geçimini sağlamanın yollarından biri olduğu sinyalinin çaktırmadan verildiğine dikkatinizi çekerim. Ülkemiz ve halkımız üzerinde oynanan oyunları belki böylece biraz daha netleşmiş görebiliriz.

Tabi filmde daha çok şey var. İyisi mi tamamını kendiniz izleyip görün.

 

Lucas benim insanımdı. Ben de onun köpeğiyim.

 

Her şey onun için oyun gibi. Bu yüzden ne yaparsa yapsın masumdur, suçlanamaz, hoş görülür, sevilir. Öteki hayvanları avlayıp öldürme özgürlüğüne sahiptir.

 

Köpekler bilge varlıklardır. İyi kötü insanı 5 kilometre öteden anlarlar. Bu bir savaş. Taraflar hayvanseverler ve hayvan düşmanları.

 

Köpek için her şey bir oyun. O ne yaparsa yapsın suçlanamaz, cezalandırılamaz, müdahale edilemez. Dondurma yemek de köpeklerin haklarındandır. Tehlikeli tür kırması köpek çocukların oynadığı parka tasmasız bırakılıyor. Köpek sağa sola koşturup istediği gibi oynarken çocuklar seyrediyor. Köpeği gezdirip eğlendirmek de o yüce varlığa hizmetin ve kulluğun bir parçasıdır.

 

Köpekleri koruyup kollamak için yasa dışı yollara başvurulabilir, insanlar aldatılabilir. Köpekler hastaneye bile sokulabilir. Bunların hepsi bir plan dahilinde.

 

Ruhen ve bedenen yaralı olup tedavi gören insanlara köpekler mükemmel terapi uygular. Köpek o kadar bilgedir ki kimin ne acılar çektiğini bilir ve hemen onu tedavi etmeye yönlenir.

 

İşlerini yasalara uygun bile yapsalar insanların çalışmaları engellenir. Hemen video kaydı alınıp sosyal medyada hayvan düşmanı katil diye etiketlenerek hedef gösterilir. Önemli devlet görevlerindeki kişilerle sağlam bağlantılar kurulur.

 

Barınak şartları kötüdür. Barınaktaki bütün köpekler üzgündür ve psikolojileri bozulmaktadır.

 

Sırf pitbul diye bir köpek dışlanamaz. Bu köpekler için ırkçılık! Pitbul dünyanın en uysal köpeğidir.

Irkçılık, belki son yirmi yıldır batı ülkelerinde suçlanmak istenen insanları "kötü" diye etiketlemek üzere ortaya atılan bir tabirdir. Tabi ki kelime 20 yıl önce ortaya çıkmadı, fakat son yıllarda belli amaçlar için manası keskinleştirildi. Filmdeki kötü adamın soyadı Schumacher. Yani Alman kökenli. Yani Nazi. Nasıl ince bir şeytanlık görebiliyor musunuz? Üstelik bu cümleyi söylettikleri de (belki yarı) siyahi bir genç kadın.

Hem filmle ilgili hem de bu konuda yazacak ve söyleyecek daha çok şey var ama zamanımız ve şartlarımız maalesef elvermiyor. Zaten yazdığımız her yazı eksik. Ne kadar söylesek de bir takım şeyler hep eksik kalıyor. Bunun için affınıza sığınıyorum ve yorumlarınızla eksikleri tamamlamanızı rica ediyorum. Ayrıca ilave edilebilecek daha çok şey olduğunu düşünüdüğümden, daha sonra bu yazıyı güncelleyebilirim.

Gizlilik Bildirimi
Gizlilik Bildirimi

Kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Çerez kullanımına izin vermek için lütfen tıklayın.