Adamın biri turistik bölgede lokanta açmış. İngilizce yemek listesinde şöyle bir şey varmış: Sensitive Meatball. Sizce bu hangi Türk yemeğinin İngilizce karşılığı olabilir?

Çağrı Merkezi

Adamın biri turistik bölgede lokanta açmış. İngilizce yemek listesinde şöyle bir şey varmış: Sensitive Meatball.

Sizce bu hangi Türk yemeğinin İngilizce karşılığı olabilir?

Söylüyorum: İçli köfte.

Yani sözlüğe bakıyor, içli: sensitive; köfte: meatball. Halbuki sensitive duygulu, hassas, içli demek.

Şunlar da benzer örnekler.

Chicken Translation: Tavuk Çevirme.

Come with the ball: Topla gel.

*          *          *

Yıllar önce Alanya’da bir saatçinin tabelasında gördüm. Okunaklı bir şekilde “Uva” yazıyordu. Bunun ne demek olduğunu Almanca bilenler ancak ben saatçi tabelasında gördüğümü söyledikten sonra anlayabilirler. Almanca’da saat “Uhr” şeklinde yazılır. Bir Alman bu kelimeyi kullandığında, Almanca bilmeyen bir Türk’ün kulağına gelen hali Uğa, Ua, Uva şeklinde olabilir. Ama saatçi dükkanının önünde bir tabelaya Uva yazarsanız bunun saat demek olduğunu ancak iyi Almanca bilen bir Türk anlayabilir. Çünkü bir Hollandalı’nın bunu Üfa, İngiliz’in Yuva şeklinde okuması muhtemeldir.

Dilden dile doğru çeviri yapabilmek için sadece sözlüğe bakmanın yeterli olmadığını, söz konusu dillerin mantığının iyi kavranmış olması gerektiğini, mümkünse o dilleri konuşan ülkelerde zaman geçirmiş olmanın çok iyi katkı sağlayacağını bilenler bilir.

Turistik bölgelerimizden birinde, bir tatlısu kenarındaki balık lokantasının tabelasında Almanlar’a yönelik olarak şöyle yazıyordu: Lebendige Forelle. Türkçe’deki “canlı alabalık” karşılığı olarak sözlüğe bakmış ve bunu yazmışlar. Halbuki Almanca’da buna canlı alabalık denmez, “taze alabalıkFrische Forelle” denir. Yukarıdaki gibi “canlı alabalıklebendige Forelle” dersen canlı canlı servis ediyormuşsun, kanlı kanlı yiyormuşsun gibi bir algılamaya yol açar ve tiksinti uyandırır.

Yanlış yapılan film çevirileri de birçok Türkçe kelimenin aslında olmayan anlamlarıyla kullanılmasına yol açmıştır. Büyükbaba, kuzen gibi kelimeler Türkçe’ye Amerikan film çevirileri sonrasında girmiştir. Peki kuzen senin neyin oluyor? Amcanın kızı mı, teyzenin oğlu mu? Filmlerin oluşturduğu özentiyle birlikte bu kelimeler sanki bizimmiş gibi günlük dilde kullanılmaya başlandı.

*          *          *

Asıl konuya gelmek için biraz uzun bir giriş oldu ama bu, söylemek istediğimi pekiştirmek ve daha iyi anlaşılmasını sağlayabilmek için gerekliydi. Daha verecek çok örnek var ama biz fazla uzatmadan çağrı merkezine gelelim.

Avrupa’da, Amerika’da büyük firmalar müşterilerine telefonla da hizmet verebilmek için birimler oluşturuyorlar. Bunu adını da tabi ki kendi dillerine uygun olarak call center koyuyorlar. Biz de başka birçok konuda olduğu gibi bu sistemi alıp Türkiye’de uygulamaya koyuyoruz. Sonra birisi sözlüğe bakıp bunu Türkçe’ye çeviriyor:

Call: Çağırmak, çağrı

Center: Merkez

Böylece call center’in adı oluyor çağrı merkezi. Sonra hep birlikte üstüne atlayıp bu kelimeyi sahipleniyoruz. Büyük büyük firmalar çağrı merkezleri kuruyorlar, reklamlarında bunları kullanıyorlar. Bilen birisi de çıkıp “buna çağrı merkezi denmez, arama merkezi denir; call demek ille de çağırmak demek değildir, söz konusu olan telefonsa buna arama denir” demiyor.

They call me Nuri” cümlesini “beni Nuri diye çağırırlar” şeklinde çevirmek bile yanlış olur. Doğrusu “bana Nuri derler” olacaktır. Görüldüğü gibi call burada demek, adlandırmak anlamında kullanılmaktadır.

Cep telefonu kullanımı başladıktan sonra “Bana çağrı bırakmış” şeklinde bir cümleyle ne demek istendiğini anlayamamış, belki de bir mesajlaşma biçimidir diye düşünmüştüm.

Bir kelimeyi hiç sorgulamadan sanki bizimmiş gibi kullanmalarını anlayamıyorum.

Şu soruyu yoldan geçen herhangi birini çevirip sorun, alacağınız cevap aynıdır.

– İç çamaşırını göstermek ayıp mı?
– Ayıp.
– Öyleyse neden moda diye iç çamaşırını gösteren elbiseler giyiyorlar?

Bu tarz saçma sapan modanın da yeni kelimelere balıklama atlamayla benzerlik taşıdığını düşünüyorum.

Söylenecek çok şey, verilecek çok örnek var ama en iyisi konuyu fazla dağıtmayalım.

Dilimize sahip çıkalım.

Gizlilik Bildirimi
Gizlilik Bildirimi

Kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Çerez kullanımına izin vermek için lütfen tıklayın.