DÖSİM 2001 - Cerrah Güner Gük
Featured

Devlete söylüyorum. Bunu yapmayın!..

Bu devlet bazı kararları alırken hiç mi düşünmez?

Gelişmiş hiçbir ülkede bulunmayan tek tip kıyafet uygulamasını kaldıralım mı diye ailelere sordular da dersaneleri özel okula çevirirken, teşvik verirken niye kimseye sormadılar?

“Dersaneleri kapatıyoruz, bunlar halkı sömüren, eğitim sistemimizi yozlaştıran asalaklardır” deyip güçlü ve ne yaptığını bilen bir devlete yakışır kararlılığı gösteremediler. Özel okula çevirip bir de teşvik verdiler.

Çocuğunu özel okula gönderen fakat parası çıkışmayan(!?) zengine 3-4 bin lira destek verdiler.

Biz de “Bu zararlı yapı temizlenecekse buna da razıyız. Aslında hiç ihtiyacı olmayan zengine verdiğiniz desteğin en az aynısını gerçek ihtiyaç sahiplerine de verin demeyelim” deyip sesimizi çıkarmadık.

Seneler önce başbakana mektup yazıp şunu demiştim:

“Bizde devletin yaptığı şu:
— Paran var mı?
— Var.
— Al sana para!”

Kaç gündür aklımda, fırsat bulsam da yazıp devleti uyarsam diyorum, bir türlü fırsat bulamıyorum. Az önce haberlerde gördüm:

Teröristlerin kapatılan okullarından ayrılmak zorunda kalan öğrenciler puanlarına göre başka okullara yerleştirileceklermiş.

Yapmayın! Etmeyin! Eğitim sistemiyle ilgili bugüne kadar yapılanların, düşünülenlerin hep yanlış olduğunu artık görün.

Çocuklarını bunların özel okullarına verenler onların ne olduklarını bilmeyen masumlar mıydı? Cumhurbaşkanı kaç senedir bu yapının silahlı terör örgütü olduğunu söylemiyor muydu? Bunların özel okullarına giden öğrencilerin notlarını, puanlarını hak ederek aldıklarını mı düşünüyorsunuz? Bunların notları kasıtlı olarak yüksek verilmiyor mu? Devlet okullarında okuyan ve zeki ve yetenekli de olsa bağış(!) yapamadığı yani rüşvet veremediği için notları düşürülen, başarısızlığa itilen öğrenciler olduğunu bilmiyor musunuz? Devlet okullarında dahi öğrencilerin fişlendiği ve bunun öğretmenler tarafından da bilinip öğrencilere buna göre davranıldığı gizli bir ağ olduğunu biliyor musunuz?

Şimdi kalkmış bunları puanlarına göre okullara yerleştirecekmişsiniz!

Hayır efendim! Yerleştirmeyeceksiniz. Ben halksam bunu yapmayacaksınız. Söz milletinse önce bize sorun o zaman.

Bunlara yapılması gereken şey devlet okullarına gidenlerin tercihlerinden artan yerlere bunları dağıtmaktır. Artık kötüyü ödüllendirip masumu cezalandırmaktan vazgeçin.

Ben kaç senedir Eğitim Sistemimizle ilgili önemli fikirlerim, tesbitlerim ve çözüm önerilerim var diye BİMER’e ne yazılar yazdım, Milli Eğitim Bakanıyla, olmazsa İl Milli Eğitim Müdürüyle görüşmek istedim, dönüp de “Nedir fikirlerin kardeşim? Söyle de not alalım” diyen olmadı.

Fikir insanlığın ortak malıdır. Fikir, kimdeyse onun malı değildir. Fikir kimdeyse o onu sahibine teslim etmekle yükümlü ulaktır. Bir gün batarsak fikre, düşünceye önem vermemekten batarız.

Basit bir örnek vereyim:

Kapalı Çarşı’da 500 senedir yapılan bir yüzük modeli var. 500 senedir bu yüzüğü nesilden nesile kim bilir kaç bin usta yaptı. 500 senedir bu yüzükten kim bilir kaç milyon insan, aile kazanç elde etti. Peki bunu ilk kim yaptı? Bir kişi yaptı. Bu bir kişinin fikriydi ama nesiller boyu milyonlarca insan bundan yararlandı. Altı üstü bir yüzük.

Peki soruyorum. Eğitim sistemimiz bir yüzükten çok çok daha değerli değil mi?

Şurada düşünen bir kişi çalışan bin kişiden daha değerlidir. Çünkü o çalışanların işinin hepsi o düşüncenin eseridir. Alimin mürekkebinin şehidin kanından daha değerli olduğuna inanıyoruz da buna neden inanmıyoruz?

4-5 sene önce iflas ettim. Devlete, BİMER’e ne başvurular yaptım. Hiçbirinden sonuç alamadım. Yaptığım mücevher tasarımları Türkiye’nin her yerinde beni hiç tanımayan kuyumcuların vitrinlerinde. Söylesem beni kovalarlar.

İş ararken Almanya’ya gittim. Ne olarak gittim biliyor musunuz? Üç yıllık yaşlı bakımı eğitimi alıp yaşlı bakıcısı olmaya. Bu benim için şereftir fakat ülkem ve devletim için utançtır. Orada 6 ay kaldım. Nürnberg’de tanıştığım zengin bir Türk iş adamı Türkiye’deyken ne iş yaptığımı sordu. Mücevher tasarımı yapıyordum dedim. Buna karşılık söylediği ciğerime dokundu. Alay eder gibi bakıp şöyle dedi:

“Hadi canım! Mücevher tasarımcısının kapısından bile içeri giremeyiz!”

İşte Almanya’da düşünceye, fikre verilen kıymet. Basit bir mücevher tasarımı da olsa.

Eğitimin kıymetiyse bununla hiç kıyaslanamaz.

Yazacağım bir iki şey değil. Çok var ve benim bunları toparlamaya ne zamanım ne de imkanım var. Maalesef yazılarıyla vatan kurtaran gazete genel yayın yönetmenlerine, köşe yazarlarına (biri hariç) da ulaşamadım.

Zaman hızla geçiyor. Zamanla beraber değerlendirilmeyen fikirler için de iş işten geçiyor. Çok geç olmadan imkân bulabilirsem İnşaallah yazacağım.

Kültür Bakanlığı tasarım yarışmasında ödül alamadığı halde kopyaları dünyanın her yerine dağılan Semazen Yüzüğün hikâyesini buradan okuyabilirsiniz:

http://semazenyuzuk.blogspot.com.tr/2012/09/semazen-yuzuk.html

Gizlilik Bildirimi
Gizlilik Bildirimi

Kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Çerez kullanımına izin vermek için lütfen tıklayın.